17 Şubat 2012 Cuma

Bu Ben Olamam Herhalde - 2

"*
Uyumayı sevmiyorum. Bu yüzden bana kızacak pek çok arkadaşım var. Ama hoşuma gitmiyor işte, ne yapayım! Hakikaten ne yapayım? Elbette bu retorik bir soruydu, daha önce size bundan söz etmiştim. Kusura bakmayın, daha önce söz ettiğimiz her şeyi hatırlayamıyorum, o yüzden bunun gibi bir ayrıntıyı atlamadığım için bence şanslısınız. Şans demişken, şans konusunda yapabileceğim tek şey ismini zikretmek. Çünkü hiç şansım yok. Misal; birazcık şansım olsaydı çünkü demekten nefret ettiğim halde sürekli çünkü demek zorunda kalmazdım. Sürekli kullanmak zorunda kalmam bence sizin suçunuz. Evet, doğru duydunuz. Yüzüme öküz gibi bakmayın lütfen, öküzleri kıskandırıyorsunuz. Öküz gözlü insanlardan hoşlanmıyorum zaten. Yani demek istediğim, patlak gözlü ve göz kapakları yarıya kadar kapalı insanlardan. Yoksa büyük gözlü kadınlara bayılırım. Renkli gözlü bir kadın her zaman favorimdir; ancak renkli ve büyük gözlü kadınlar bana ürkütücü geliyor. Durun, yanlış anladınız galiba. Tam olarak demek istediğim hem büyük gözlü, hem renkli gözlü kadınlardı. Bu özellikleri ayrı olduklarında çok sevmem gayet doğal değil mi? Değil mi! Hey, sana söylüyorum korkak tavuk! Eğer ben değişebiliyorsam, siz değişebiliyorsanız, hepimiz değişebiliriz! Bok değişiriz! İnsanlar değişmiyor kuzum. Aslına bakarsanız değişiyorlar, ama bu kısa vadede olmuyor. Sürekli dibinizde olan birinin de günden güne değiştiğini uzun vadede göremiyorsunuz. En iyisi siz boşverin. Zaten cümleme "aslına bakarsanız" kalıbıyla başlamıştım ve size daha önce aslına bakarsanız aslını hiç sormamalısınız da demiştim. O halde siz gerizekalısınız ve bana size işin aslını açıklatmak zorunda kaldığım bir durum yaratıyorsunuz. Gördüğünüz gibi uzun cümle kurabiliyorum. Kadınların aksine erkekler uzun cümle kurma konusunda daha yetenekliler bence. Çünkü hiçbir erkek "artık kısa cümleler kuruyorum." gibi bir laf sarfetmemiştir ve hiçbir erkek bana hiç sevmediğim halde "çünkü" dedirtmemiştir. Bunu da buraya dipnot olarak ekliyorum: eğer öyle bir erkek varsa, onun erkekliğini sökeyim. Bakınız burada birini andım, ama siz anlamadınız. Fakat o anlayacaktır ve bu sizi ilgilendirmez. Umrunuzda olmayacağını da biliyorum, ama yine de böyle şeylerden sözetmek hoşuma gidiyor. Hoş, dün gördüğüm rüyada hiçbiriniz yoktu. Belki de vardınız da ben sizi hatırlayamıyorum. Hatırlayamayışım sizin hatırlanmayacak kadar değersiz olduğunuz anlamına gelmiyor. Aranızda hatırladığım öyle insanlar var ki, kimisi küfürlük kimisi "of" dedirten cinsten. Hatta bazıları var ki - bunlar "dişi" oluyorlar - karşıki dağları yıktıran cinsten of dedirtiyor. Aman aman... Siz yine benim çapkınlığa başladığımı düşüneceksiniz. Düşünmeyin! Boşuna dememişler düşün düşün boktur işin diye. Size önümüzdeki yetmiş yıl için çapkınlık maceralarımı askıya aldığımı söylemiştim! Ama Türkçe o kadar güzel bir dil ki, çapkınlığı bıraktığınız anda hovardalığa başlayabiliyorsunuz. O yüzden bana numaranızı veya adresinizi verin, çünkü güzel gülen kadınlara bayılıyorum. Hepsi benim canım ve ben yatıyorum! Hayır, kadınlarla değil! Hiç sevmediğim uykuyla!"

Bir anlık hışımla yerinden kalktı. Portmantoya çarptığı kafasıyla uyuyakaldı yazamayan yazar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder